Kings and philosophers shit, and so do ladies.
Hatta krallar bile tuvalete gider ve kadınlar da.
- Montaigne
Bir zamanlar, Parlak Dağlar’ın eteklerinde, ışıl ışıl parlayan bir saray vardı. Bu sarayın kralı, herkesin hayranlıkla söz ettiği Büyük Kral’dı. İnsanlar, kralın inanılmaz derecede güçlü, zeki ve herkesten farklı olduğunu söylerdi. “Kral asla hata yapmaz, o bir insandan daha üstün!” derlerdi. Küçük Giray da bu hikayeleri duymuş ve kralı görmek için çok meraklanmıştı.
Bir gün, Giray cesaretini topladı ve saraya doğru yola çıktı. Sarayın altın kapılarından içeri girdiğinde, her şeyin ne kadar büyük ve şaşaalı olduğunu görünce şaşırdı. Duvarlar altınlarla süslenmiş, koridorlar pırıl pırıl parlıyordu. Ama içeride bir garip sessizlik vardı.
Sarayın ortasında, Büyük Kral’ın tahtını gördü. Ama taht boştaydı. Giray, etrafa bakınırken bir hizmetçi onun yanına geldi ve fısıldayarak, “Kral şu anda meşgul. Biraz beklemen gerekiyor,” dedi.
Giray merakla sordu: “Kral nerede? Onunla konuşmak istiyorum.”
Hizmetçi biraz duraksadı ve “Kral şu anda biraz… özel bir işini hallediyor,” dedi. Giray bunu anlamadı ama sabırla beklemeye karar verdi.
Taç Odası
Bir süre sonra, hizmetçi Giray’ı başka bir odaya götürdü. Bu oda, kralın tacının saklandığı gizemli bir odaydı. Tacın üzerinde büyük taşlar ve parlayan mücevherler vardı. Ama taç bir masanın üzerinde duruyordu, kralın başında değildi.
Giray şaşırarak sordu:
“Taç neden burada? Kral neden onu takmıyor?”
Hizmetçi, hafifçe gülümsedi ve şöyle dedi:
“Taç, kralı büyük gösteren bir süs. Ama onun altında sıradan bir insan var. Kralın özel olduğu kadar, onun da bizim gibi bir insan olduğunu unutmamalısın.”
Giray bunu duyunca biraz daha şaşırdı. “Ama kral çok güçlü, o nasıl sıradan bir insan olabilir ki?” diye sordu. Hizmetçi, “Herkesin gördüğü yalnızca taçtır. Ama tacı çıkardığında kral da tıpkı senin gibi bir insandır,” dedi.
Kral’la Karşılaşma
Sonunda kral odaya girdi. Ama kralın üzerinde ne bir taç ne de gösterişli bir cüppe vardı. Üzerinde basit bir giysiyle, gülümseyerek Giray’ın yanına geldi. “Merhaba küçük yolcu,” dedi. “Beni görmek için gelmişsin.”
Giray, kralın bu kadar sade görünmesine şaşırdı. “Sen Büyük Kral mısın? Ama herkes senin çok güçlü ve farklı olduğunu söylüyordu,” dedi.
Kral gülümseyerek, “Beni güçlü yapan şey, taç değil, yaptığım işlerdir. Ama bu beni diğer insanlardan farklı yapmaz. Ben de tıpkı senin gibi yemek yerim, uyurum, hatta… bazen dinlenmeye ve kendi işlerimi yapmaya ihtiyaç duyarım,” dedi.
Giray, kralın bu sözlerinden sonra biraz düşündü. Sarayın ihtişamı, tacın büyüklüğü, kralın kim olduğunu değiştirmiyordu. “Demek ki herkes insanmış,” diye mırıldandı kendi kendine.
Giray’ın Dersi
Giray, kraldan ayrılırken kendi kendine şöyle dedi:
“İnsanların ne kadar güçlü, zeki veya önemli olduğunu düşünürsek düşünelim, aslında hepimiz aynıyız. Herkes yemek yer, uyur ve hayatını sürdürür. Herkes insandır.”
O günden sonra Giray, kimseyi gözünde büyütmedi ve kimseyi kendinden küçük görmedi. Çünkü anlamıştı ki, hepimiz aynı gökyüzünün altındaki insanlardık.